Pazar günü, her zamanki gibi ezici bir atmosfer altında oynanan Fethiyespor maçı; hafta arasında “Motto Futbol” ekranlarında maç değerlendirme programımızda seyircilerimize aktarmaya çalıştığımız doğrultuda devam etti ve takımımız net bir skorla kazanmasını bildi.
Liglere, bahis ve şike soruşturması sebebiyle verilen aranın ardından takımımızla yeniden buluştuk. Özlediğimiz, artık hafta sonu rutinimiz hâline gelen ve herkesin belleğinde yer eden o atmosfer, havanın yağışlı olmasına aldırış etmeden devam etti.
Maç değerlendirme programımızda belirttiğim gibi Fethiyespor karşılaşmasını; teknik ekibimiz ve oyuncularımızdan ziyade, rakip takım ve saha içinde görev yapan hakem triosu üzerinden değerlendirmiştim. Rakip takım açısından, yeni göreve başlayan, bu liglerde kendini ispatlamış tecrübeli teknik adam Sayın Sait Karafırtınar’ın takım içi eksiklere rağmen dirençli bir on bir tercih edeceğini, profesyonel liglerde hoca değişikliği sonrası görülen pozitif etkinin sahaya yansıyabileceğini söylemiştim. Her ne kadar eksikleri olsa da dirençli bir rakip izlediğimizi söylemekte fayda var.
Savunma hattında yapılan hatalar sonrasında, ilk yarım saatlik dilimde 2-0 öne geçen Yeşil Timsahlar, bu hafta fırsatçı rakip hatalarını iyi değerlendiren oyuncuların ekmeğini yemiş oldu diyebiliriz.
Fakat maç içinde dikkatimi çeken birkaç önemli nokta var ki bunları paylaşmadan geçemeyeceğim.
Sol kanatta görev alan oyuncumuz, belki teknik ekibimizin oyun kurgusu gereği, Barış Gök gibi kanatta etkili bir performans göstermesine engel olan bir sistem içerisinde çok silik bir görüntü sergiledi. Boş alanlara pas istediği birçok pozisyonda, alışık olduğumuz hücum varyasyonlarındaki etkili kanat bindirmelerinden uzak bir performans ortaya koydu. Teknik ekibimizin, oyuncunun hızından veya pozisyon bilgisinden faydalanmak istemiş olması muhtemel; ancak böyle bir yetenek, sadece süratli ve pozisyon bilgisi var diye köreltilmemeli. Kanat organizasyonlarında çok daha verimli şekilde kullanılabilir.
Bir diğer önemli konu ise sahada görev yapan hakemlerin, bu ezici atmosfer altında hatalı ya da kendilerini ön plana çıkarmaya yönelik verdikleri bariz yanlış kararlardır. Bu hafta galip gelerek bu durumu da aşmış olsak da, her hafta ayrı bir hakem beceriksizliğini konuşmaktan ve yazmaktan bıktık, usandık.
Önümüzde, ligin zirvesini doğrudan etkileyecek bir maç var. Yeşil-Beyaz sevdalısı abi ve kardeşlerime özellikle rica ediyorum: Provokasyonlara gelmeyelim. Bu ortamın oluşması için ellerini ovuşturarak bekleyenlere fırsat vermeyelim. Zirve yarışında erken havlu atacaklarını bilen bir ekip karşısında, sahada hırslı bir mücadele vereceklerine inandığımız oyuncularımıza sözü bırakalım.
Olası olumsuz bir durumda dahi, bu sürecin bizim lehimize dönebileceğini, şampiyonluk yolunda duruşumuza yakışır bir mücadele verecek teknik ekip ve oyuncu grubumuza güvenelim. Bizlere ayrılan yerlerde olamasak da kalplerimizin onlarla birlikte olduğunu; sahada onlar kadar bizim de maneviyatımızla yanlarında olduğumuzu, gerek tribün liderlerimizin sosyal medya üzerinden yapacağı paylaşımlarla gerekse Teksas kurmaylarının tesislerimizde düzenleyeceği organizasyonlarla hissettirmeliyiz.
Son Sözü Yok ki Bu Aşkın Bize…

Haberi Yorumla