Ekonomik anlamda çöküş içinde olan böylesine zayıf bir takım karşısında ilk yarım saatlik periyotta sıradan bir futbol tabiriyle fişi çekecek bir oyun sergilemiyor ve özellikle saha içi yardımlaşma, takım halinde hareketlilik oranı çok düşük kalıyor, defans orta saha ve forvet hattındaki kopukluluk artıyor ve rakibi sahada boğacak bir futbolu sergileyemiyorsan…
Ve tüm bu kötü oyunu her paylaşımlarında özlediklerini ifade eden, sahada bir önceki haftayı unutmak ve bir daha bunun bu kötü deplasman mücadelesinin yaşanmayacağına olan inancı içlerinde taşımak için yerlerini alan taraftarına kötüyü unutturacak seyir zevki yüksek alınan kaliteli her biri kendini ispatlamış transferler ile mükemmel bir 90 dakika izleyeceklerine inanan 40.000 taraftarına alınan skor ve 3 puandan bağımsız söylüyorum mutsuz ve gelecek haftalar için kaygılandıracak kafalarında soru işaretleriyle stadyumdan ayrılmalarını sağlıyorsan…
“GİDERSİN”
Hadi bunu da geçtim, mağlubiyet veya galibiyet sonrasında mikrofon başına geçtiğinde bireysel hata diye kendi oyuncumuzu yem ediyorsan… Bir de bunlar yetmezmiş gibi rakip takım bize ayrı motive oluyor ve mücadele ediyorlar diyorsan kusura bakma hocam seni kimse tutamaz verdiğin emeklere ki naçizane bu tamamen benim düşüncem, bir önceki antrenör gittiğinden beri oyun anlamında hiçbir şekilde gelişemeyen futbol anlayışına teşekkür edilir…
Mücadele öncesi stadyum giriş turnikelerinde anket açılsa maça gelen renktaşlarımıza sorsak “8 – 9 -10 ” olur cevabını abartısız şekilde herkesin vereceği bir maçın 26. dakikasında neredeyse rakibimize bir de altın tepside net gol pozisyonu da veriyoruz…
Bunun bu kötü futbolun nedenlerini gerekçelerini geçmişteki kötü günlerimizi bizlere unutturan verdikleri tüm sözlerinin arkasında duran yerine getiren verdiği emekleri bizleri gururlandıran bizler için değişmez tek gerçek olan tüm dünya genelinde armamızın büyüklüğünü tekrar hatırlatmaya başarıya vesile olan Yönetim Kurulumuz adına gözümüzün önüne tekrar getirip samimi bir şekilde geleceğe ışık olması adına iyice araştırmalı ve sorgulamalıyız ki yeni gelecek antrenör ve ekibinde işleri kolaylaşsın ve güçlenerek yolumuza devam edebilelim bir önceki köşe yazımda “Yüzleşmeliyiz…” demiştim…
13 maç sonunda bu yüzleşme gerçekleşti…
Şimdi yolumuza daha da güçlenerek devam etmeliyiz… Herkesin her Yeşil Beyaz sevdalısı abi ve kardeşimin tek isteği sahada mücadele verdiklerini bildikleri futbolcuları seyretmek, inanın bu mücadele olduğunu hissetsin mağlubiyette bile onları omuzlarında taşırlar…
Hafta arası Arnavutköy Belediyespor maçında yeni teknik direktörümüz ile sahada yer alacağımızı en azından bu iki haftalık kötü futbolun izlerini taraftarın zihninden silmeyi hedefleyen bir oyun anlayışı ile 90 dakika olmasa da oyunun büyük bölümünde bizlere seyrettireceklerine inanıyorum…
Son Sözü Yok ki Bu Aşkın Bize…

Haberi Yorumla