Futbolda bazı ayrıntılar vardır; düşünmeden kavrayamayız.
Bu kez ayrıntı bir istatistik değil.
Bir rekor da değil.
Doğrudan zamanın kendisi: 43 yıl.
Mircea Lucescu, 1983’te Türkiye–Romanya maçında kulübedeydi.
Bugün oynanan aynı eşleşmede, yine kenarda. Bu hikâyeyi ilginç yapan yalnızca aradaki süre değil.
Asıl mesele, o 43 yılın içinde dünyanın ne kadar değiştiği.
Lucescu teknik adamlığa başladığında demir Perde hâlâ yerindeydi. Romanya, Doğu Bloku’nun içindeydi. Futbol da bundan bağımsız değildi. Oyuncular istedikleri kulübe gidemezdi. Transfer dediğin şey, bugünkü gibi serbest bir piyasa değil, çoğu zaman devletin çizdiği sınırların içindeydi. Kulüpler kapalı sistemlerdi. Milli takımlarda bugünkü kadar “açık” değildi dünyaya perdenin öte tarafında.
E tabi o zamanlar saha içindeki oyun da öyleydi: Daha katı, daha şematik, daha sınırlı.
Bugün ise başka bir evrenden bahsediyoruz. Futbol artık küresel bir endüstri. Bir oyuncu sabah İstanbul’dayken, akşam Londra’da sözleşme imzalayabiliyor. Maçlar sadece sahada değil, veri ekranlarında da oynanıyor. Teknik adamlık, kenarda bağırmaktan çok daha fazlası artık.
Türkiye tarafı da bundan bağımsız değil.
1983’teki Türkiye, daha yol arayan bir milli takımdı.
Uluslararası düzeyde kendini kabul ettirmeye çalışan, “Avrupa Avrupa duy sesimizi” dediğimiz, oyunu belli kalıplar içinde oynayan bir yapıydı.
Bugünkü Türkiye ise Avrupa’nın merkezine daha yakın. Oyuncuları büyük liglerde, büyük oyuncular; oyun temposu daha yüksek, saha içi esnekliği daha fazla.
Ama tüm bu değişimin içinde değişmeyen bir kare var:
Karşı kulübede yine aynı isim.

Haberi Yorumla