Bazı dostluklar vardır, kelimelere sığmaz; sadece yaşanır. Futbolun endüstriyelleştiği, taraftarlığın sosyal medya etkileşimine indirgenmeye çalışıldığı bir çağda; Bursa ve Eskişehir, tribünleriyle dostluğun hâlâ Anadolu tribünlerinde yaşadığını tüm Türkiye’ye haykırıyor.
Eskişehir’de oynanan maç için taraftarların kendilerine ayrılan biletleri dakikalar içinde tüketmesi; bilet satış ekranında dönen o “yükleniyor” simgesinin ardından gelen “tükendi” yazısı, aslında bir başarı hikâyesidir. Bu, ligin ne olduğuyla ilgilenmeyen, sadece rengine âşık bir topluluğun cevabıdır.
Bu sadece bir deplasman yolculuğu değil; bir şehrin armasına olan sarsılmaz inancıdır. Eskişehir ve Bursa arasındaki o görünmez ama çelikten halatlarla bağlı dostluk da tam olarak böyle ifade edilebilir.
Bir yanda Porsuk Çayı’nın deli dolu esen rüzgârı, diğer yanda Uludağ’ın vakur ve heybetli gölgesi…
Eskişehirspor ve Bursaspor, Anadolu’nun futbol ihtilalini başlatan, “İstanbul saltanatına” karşı dik duran iki dev çınar. Bu iki camiayı birbirine bağlayan şey sadece renkler ya da maçlar değil; aynı hüzünlerde teselli bulmak, aynı sevinçlerde omuz omuza vermektir.
Balıkesir’de deplasman maçı olan Eskişehirsporlu abi ve kardeşlerimizle yol boyunca yaptığımız anlık görüşmeler ve sohbetlerle iletişim hâlindeydik. Oluşan muhteşem atmosferi onlarla paylaşmaya çalıştık. Play-off yolunda bir üst ligi hedefleyen camianın tek çekincesi, hayati maçların oynanacağı saha zeminlerinin durumu idi. Bu samimi ve içten çağrı, tüm Bursaspor taraftarınca kabul edildi. Aksi bir durum yaşanmaması adına tüm camia bilgilendirildi.
Eskişehir’in sokakları yine o tanıdık kardeşlik dokusuyla dolup taştı. Bursaspor’un sahası kapalıydı, yolları engelliydi; ama kardeşinin evi her zaman açıktı. 40.000’den fazla yürek, Eskişehir stadında tek bir amaç için attı: “Armayı asla yalnız bırakmamak.” Deplasman yasağının kâğıt üzerinde kaldığı, sevginin tüm barikatları aştığı o gün, futbolun adaleti tribünlerde sağlandı.
Eskişehir ve Bursa, futbolun endüstriyelleştiği ve duyguların azaldığı bu çağda bize gerçek taraftarlığın ne olduğunu hatırlatıyor. Aradan yıllar geçse de, ligler değişse de bu köprü yıkılmayacak. Çünkü biz biliyoruz ki; Eskişehir ağlarsa Bursa’nın gözü yaşar, Bursa gülerse Eskişehir’in içi ısınır.
Özellikle maçın 26. dakikasında yankılanan “Es Es Es Ki Ki Ki Eski Eski Es” tezahüratı, bu kardeşliğin nesiller boyu aktarılacağını gösteren; maça gelen herkesin güzel anılarla ayrıldığı, uzun yıllar tribünlerde yankılanacak en güçlü kardeşlik sembollerinden biri olacaktır.

Haberi Yorumla