Futbol, bazen doksan dakikalık bir satranç müsabakasından ziyade, ilk yirmibeş dakikada yazılan ani ve yıkıcı bir manifesto gibidir. Trendyol 1. Lig’in 13. haftasında lider Bursaspor’un evinde Bandırmaspor’u konuk ettiği mücadele, tam anlamıyla modern futbolun geçiş oyunundaki kusursuzluğu sahaya işleyen teknik direktörlük hamlelerinin ve gerçekçi bir akıl altyapısının birleştiği nadide akşamlardan biri olarak kayıtlara geçti.Yeşil-beyazlılar, maçın başlama düdüğüyle birlikte sahaya öyle bir mentalite koydu ki rakip Bandırmaspor henüz ne olduğunu anlayamadan tabela 3-0’a gelmişti bile…
Bursaspor Teknik Direktörü Mustafa Er’in maç önü planı oldukça netti: Rakibe nefes aldırmamak, merkezi kalabalık tutmak ve geçiş hücumlarını en keskin şekilde sonuçlandırmak. Maçın henüz 6. dakikasında Halil Akbunar’ın sahneye çıkmasıyla başlayan fırtına, 11 ve 22. dakikalarda Lewis Baker’ın kaydettiği gollerle adeta bir erken kâbusa dönüştü Orta alandaki mücadele o kadar net ve ne yaptığını bilir halde ki rakipten topun geri kazanım süresi o kadar kısa ki ülke genelinde oynanan liglerde yeni bir rekor olabilir…
Bursaspor, ilk çeyrek saatte sadece skor üretmedi; aynı zamanda saha parselasyonunu kusursuz uygulayarak rakibin pas opsiyonlarını tamamen sıfırladı. Mustafa Er’in maç sonu röportajında da altını çizdiği gibi, “İlk 30 dakikada muazzam oynadık.” Gerçekten de bu periyotta yeşil-beyazlıların topsuz alandaki baskısı presi, Bandırmaspor’un oyun kurma akışını tamamen tıkadı. Rakibe 90 dakika boyunca neredeyse net bir pozisyon dahi vermemek, modern futbol literatüründe “kusursuz savunma güvenliği” olarak adlandırılan alan savunması disiplininin bir yansımasıydı…
Her 3-0’lık galibiyet, beraberinde bir konfor alanı getirir ancak bu durum modern futbolun doğasında tehlikeli bir rehavet tuzağıdır. Mustafa Er, maçın ikinci yarısında yaptığı hamlelerle hem elindeki kadroyu korudu hem de önümüzdeki periyodun sinyallerini verdi. Özellikle ceza sınırında bulunan oyuncuların (Elitim ve Barış gibi) durumunu gözeterek yapılan kulübe hamleleri, sadece bir skoru koruma refleksi değil, aynı zamanda uzun maratonun rotasyon matematiğiydi. Ancak hocanın maç sonu yaptığı “30 dakikadan sonra vitesi düşürdük, bunu istemiyoruz” eleştirisi, büyük takım olma bilincinin en net göstergesiydi. Kabul görmüş futbol aklına göre; skoru bulduktan sonra tempoyu tamamen rölantiye almak, modern futbolun yüksek yoğunluklu temposuna ters düşer. Mustafa Er’in bu öz eleştirisi, skordan bağımsız olarak oyun kalitesini 90 dakikaya yayma isteğinin altını çizdi…
Maç sonu basın toplantısında Mustafa Er’in yaptığı açıklamalar, sadece bir galibiyetin mutluluğunu değil, aynı zamanda ayakları yere basan bir liderin stratejik vizyonunu yansıtıyordu:
Sayın Er ; “Bizim için hücum ne kadar önemliyse savunma da o kadar önemli. Takım boyu birinci önceliğimiz… Yediğimiz golü 1 veya altına düşürmeliyiz.”
Bu cümleler bize ne kadar realist şekilde yollarına devam ettiklerini bize gösteriyor bu Ligin en büyük favorisi olduklarını çekinmeden dile getiren, ancak “hiç mağlup olmayacakmış gibi yaşamanın” tehlikelerine de dikkat çeken Er, camiaya hem özgüven hem de akıl aşıladı ve Bursaspor, Bandırmaspor karşısında ilk 30 dakikada sergilediği ihtişamlı futbolla bu ligin toplam kalitesinden daha da büyük hedefleri olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kulübeden gelen doğru hamleler, teknik heyetin gerçekçi analizleri ve tribünlerin desteği birleştiğinde, yeşil-beyazlıların bu form grafiğini sürdürmesi “Süper” diye bahsedilen lige yapılan yolculuğun artık daha da kısa olduğunu gösterdi…Bursa’da güneş bu kez sadece galibiyet için değil, taraftarıyla bir bütün olarak ve doğru futbolun akılla buluştuğu anlar için doğdu…
Son Sözü Yokki Bu Aşkın Bize…

Haberi Yorumla